İçimizdeki Baharı Uyandırmak: Bir Kış Gündönümü Masalı


Eski zamanlarda, kuzeyin uçsuz bucaksız ormanlarında, kışın en sert geçtiği o "Büyük Karanlık" döneminde insanların içini bir korku kaplarmış. Çünkü güneş her gün biraz daha erken batıyor, sanki bir gün tamamen yok olacakmış gibi görünüyormuş. İnsanlar, "Ya bu sefer ışık geri gelmezse?" diye endişelenirlermiş.

Efsaneye göre, ormanın en yaşlı ağacının tepesinde, yalnızca en umutlu gözlerin görebileceği gümüş kanatlı küçük bir kuş yaşarmış. Bu kuş, yılın en uzun gecesinde, yani doğanın kalbinin en yavaş attığı o kış dönümünde, ormanda dolaşmaya başlarmış.

Bir yılbaşından hemen önce, orman halkı tamamen umudunu kesmişken, küçük bir çocuk ormanın derinliklerine doğru yürümüş. Elinde hiçbir ışık yokmuş ama kalbinde baharın geleceğine dair sarsılmaz bir inanç taşıyormuş. Çocuk, karların arasında bulduğu kurumuş bir dalı havaya kaldırıp bağırmış: "Ben buradayım ve güneşin döneceğini biliyorum!"
O anda, gümüş kanatlı kuş çocuğun omzuna konmuş. Kuşun kanatlarından dökülen küçük pırıltılar, çocuğun elindeki kuru dalı ısıtmaya başlamış. Dal, kışın ortasında birdenbire küçük yeşil yapraklar açmış. Kuş, çocuğun kulağına şunu fısıldamış:

"Işık dışarıda sönse bile, senin içindeki inanç onu yeniden çağırabilir. Doğa uyumaz, sadece bir sonraki başlangıç için güç toplar."

Çocuk o yeşil dalı köye geri götürdüğünde, insanlar güneşin gerçekten döneceğine inanmışlar. O günden sonra her yılbaşı, insanlar evlerine yeşil dallar getirmeye, karanlığın en koyu olduğu anda birbirlerine ışık tutmaya başlamışlar.

Bu hikaye bizlere; yeni başlangıçların sadece takvimdeki bir rakamla değil, en sert kışın ortasında bile yeşerebilecek o küçük "yeşil dalı" yani umudu fark etmekle başladığını anlatır.

Bazen hayatımızda kış hiç bitmeyecekmiş, ışık bir daha gelmeyecekmiş gibi hissederiz. Oysa geleneksel öykülerin bize hatırlattığı en büyük gerçek şudur: Karanlığın en koyu olduğu an, aslında şafağın en yakın olduğu andır. Bu yıl, dışarıdaki ışığın yanmasını beklemek yerine, o gümüş kanatlı kuşu kendi içimizde uyandırmaya ne dersiniz?

Yorumlar

Popüler Yayınlar