- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Öğrenilmiş Çaresizlik: İnsan Ne Zaman Vazgeçmeyi Öğrenir?
Bazen insan bir kapıyı bir kez çalar. Açılmaz.
Bir daha çalar. Yine açılmaz.
Üçüncü kez çalmayı ise artık düşünmez.
Çoğu vazgeçiş böyle başlar.
İnsan çoğu zaman bir anda pes etmez. Denemeler, hayal kırıklıkları ve tekrar eden başarısızlıklar zamanla zihinde görünmez bir inanç oluşturur. İşte psikolojide bu duruma öğrenilmiş çaresizlik denir.
Peki insan gerçekten çaresiz olduğu için mi vazgeçer, yoksa çaresiz olduğuna inandığı için mi?
Öğrenilmiş Çaresizlik Nedir?
Öğrenilmiş çaresizlik kavramı, psikolog Martin Seligman tarafından 1960’lı yıllarda yapılan deneylerle ortaya konmuştur.
Seligman’ın deneylerinde bazı hayvanlar kaçamayacakları elektrik şoklarına maruz bırakılmıştır. Daha sonra bu hayvanlar kaçabilecekleri bir ortama yerleştirildiğinde bile kaçmayı denemedikleri gözlemlenmiştir.
Çünkü zihinleri artık şunu öğrenmişti:
“Nasıl olsa kurtulamam.”
Bu deney, bireylerin tekrar eden olumsuz deneyimler karşısında zamanla denemeyi bırakabileceğini gösterdi. Böylece psikoloji literatürüne öğrenilmiş çaresizlik kavramı girdi.
Yani bazen çaresizlik gerçek değildir; sadece zihnin öğrendiği bir inançtır.
Öğrenilmiş Çaresizlik Nasıl Oluşur?
Öğrenilmiş çaresizlik çoğu zaman bir anda ortaya çıkmaz. Küçük ama tekrar eden deneyimler zamanla zihinde yer eder.
Örneğin:
Sürekli eleştirilen bir çocuk
Fikri önemsenmeyen bir kadın
Çabası görülmeyen bir eş
Duyguları küçümsenen bir birey
zamanla denemenin anlamı olmadığına inanmaya başlayabilir.
Bu noktada zihin bir tür enerji tasarrufu mekanizması geliştirir:
“Boşuna uğraşma.”
Böylece kişi denemeyi bırakır. Vazgeçiş, çoğu zaman fark edilmeden öğrenilir.
Ev İçinde Öğrenilmiş Çaresizlik
Öğrenilmiş çaresizlik yalnızca laboratuvar deneylerinde görülen bir durum değildir. Günlük hayatın içinde, özellikle ev ortamında da sıkça gözlemlenebilir.
Bazı cümleler bunun işareti olabilir:
“Ben zaten düzen kuramam.”
“Nasıl olsa kimse yardım etmiyor.”
“Ne yaparsam yapayım yetmiyor.”
Bir noktadan sonra mücadele yerini sessiz bir kabullenişe bırakır.
Bu durum çoğu zaman dışarıdan sakin görünür. Ancak içeride biriken şey çoğu zaman tükenmişliktir.
Toplumsal Roller ve Öğrenilmiş Çaresizlik
Sosyolojik açıdan bakıldığında öğrenilmiş çaresizlik yalnızca bireysel bir psikoloji meselesi değildir. Bazen toplumsal yapılar da bu süreci güçlendirebilir.
Özellikle bazı kültürel mesajlar yıllarca tekrar edilir:
“Sabret.”
“İdare et.”
“Bozma düzeni.”
Bu tür mesajlar özellikle kadınlara dayanıklılık öğretirken, bazen değişim talebini bastırmayı da öğretebilir.
Böylece kişi aslında değiştirebileceği alanlarda bile deneme cesaretini kaybedebilir.
Öğrenilmiş Çaresizlikten Çıkmak Mümkün mü?
İyi haber şu ki öğrenilmiş olan her şey yeniden öğrenilebilir.
Zihin yeni deneyimler yaşadığında eski inançlar sarsılabilir. Bunun için küçük ama etkili adımlar atılabilir:
Küçük kontrol alanları oluşturmak
Başarıyı mikro adımlarla deneyimlemek
Yardım istemeyi öğrenmek
“Ben yapamam” cümlesini fark etmek
İnsan bir kez başardığında, ikinci deneme genellikle daha kolay olur.
Çünkü zihin yeni bir mesaj alır:
“Belki de yapabilirim.”
Asıl Soru
Belki de asıl mesele şu soruda gizlidir:
Gerçekten çaresiz miydik?
Yoksa çaresiz olduğumuza mı inandırıldık?
Her vazgeçiş kader değildir. Bazıları sadece tekrar denememiş olmamızdır.
Bugün küçük bir kapıyı yeniden çal.
Belki bu kez açılır.
annelik psikolojisi
içsel dönüşüm
kadın ve toplum
kişisel farkındalık
mental yük
öğrenilmiş çaresizlik
psikoloji
salı hikayeleri
toplumsal roller
zihinsel yorgunluk
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar

Yorumlar